Türkiye'nin Değerleri Koruma Altında...

Çocuk Oyunları

Oyun, çocuklar için çok önemlidir. Oyun, çocukta yaratıcılığı pekiştirir, kişiliğini geliştirir ve oluşturur, sosyalleşmesini sağlar. Oyun oynayan çocuk dikkatini oynadığı oyunda ve oyuncularda topladığı için çocuğun dikkatini toplayabilmesini sağlamakta, galibiyet halinde başarının zevkini, yenilgi halinde ise yenilgiyi kabul etmesini sağlamaktadır. Oyun esnasında birçok oyuncu arkadaşıyla konuşmakta ve düşünmekte olduğundan çocuk oyunları çocukta konuşmasının ve düşünmesinin artmasına sebep olmaktadır.

Çocuk oyunlarının ve oyuncaklarının özellikleri yaşanılan çevre ile paralellik sağlamaktadır. Kırsal kesim ile şehir ve kasaba merkezlerindeki oyun ve oyuncaklar da birbirinden farklılık göstermektedir. Çocuk etrafında gördüklerini taklit eder, oyunlarını çevresinde gördükleriyle zenginleştirir.

Çocuk, oyunları önce kendi yakın çevresi olan ana-baba, kardeş ve diğer yakın akrabaları ile yakın çevre arkadaşlarından öğrenmekte, daha sonra ise radyo ve televizyondan, gazetelerden, çocuk dergileri ve kitaplarından, öğretmelerinden öğrenmekte ve yakın çevresine öğretmektedir.

Sonuç olarak çocuk oyunlarını hangi yönden ele alıp incelersek inceleyelim çocuk için yararlıdır.

Çocuk oyunları çocuğa kaybettiğinde mağlubiyeti kabullenmesini, kazandığında ise sevinmesini öğretmektedir.

Çocuk oyuncakları da çocukların el becerilerini arttırmakta, düşüncelerini yapma imkanını sağlamaktadır.

Kırklareli yöresinde çocuklarımız tarafından bilinip oynanmakta olan çocuk oyunlarını, bu oyunları oynamış ileri yaştaki kaynak kişilerden bizzat derleyerek ve okullarda arkadaşlarıyla birlikte bu oyunları oynayan çocuklardan derledim. Çocuklar büyük bir istekle kaynaklık ettiler, bildikleri oyunları oynadılar ve aktardılar. Bu çalışmayla toplam 73 adet çocuk oyunu tespit edildi.

Yöremizde çocuklarımızın oynadıkları, büyüklerimizin oynayıp ta bugün bir kısmının unutulduğu pek çok oyundan benim derleyebildiğim 73 adet çocuk oyunundan birkaçı örnek olarak aşağıda belirtilecektir.

Oyuna Başlama Sırasının Belirlenmesi

Ebeli oyunlarda oyuna başlarken ebeyi tespit etmek için söylenen pek çok sayışmaca vardır. kaç oyuncu varsa bir hece bir oyuncuya denk gelecek şekilde hece hece sayılır. Son hece kimde biterse o çıkar. Geriye en son kalan oyuncu ebe olur. Bu sayışmacalara bir örnek,

LEYDİ

Dağlar kızı Leydi Leydi
Bir oğlan sevdi sevdi
Kara baba duydu duydu
Başını duvara vurdu vurdu
Koca baba öldü öldü
Peder onu gömdü gömdü
Pederin kızı oldu oldu
Adını Melek koydu koydu
Melek dümbelek (2 kere hızlı el çırpma)
Donu gevşek (2 kere hızlı el çırpma)
Ayşecik Fatmacık sen bu oyundan çık.

Oyun esnasında karşı takımı kızdırmak veya kendi takımlarını teşvik etmek amacıyla söylenenlere örnek,

Domatesin çekirdeği
Kırmızı kırmızı
Kızlar bu dünyanın
Yıldızı yıldızı
Limonun çekirdeği
Sap sarı sap sarı
Erkekler bu dünyanın
Şapşalı şapşalı
-----------
Yendik şişirdik
Dolma yaptık pişirdik.

Oyun sonunda (akşam saatlerinde) evlere dağılırken söylenen tekerlemelere örnek,

Evli evine, köylü köyüne
Evi olmayan sıçan deliğine
-----------
Herkes evine
Evi olmayan
Sıçan deliğine

Evlere giderken bütün çocuklar birbirlerine değmeye/dokunmaya çalışırlar. Kime değilir/dokunulur da o başkasına değemezse/dokunamazsa o “AKŞAM EBESİ” sayılır. Akşam ebesini kızdırmak için;

Akşam ebesi, kuş tepesi, denir.
O da,
Ebelik bende, tembellik sizde der.
--------------
İyi akşamlar
Yesin seni tavşanlar.

Gibi tekerlemelerle birbirleriyle hem eğlenirler, oynarlar, birbirlerini hem kızdırırlar hem de barışırlar ve güle oynaya evlerine giderler.

Şimdi yöremizdeki çocuk oyunlarına birkaç örnek verelim.

-Aç kapıyı bezirgan başı
-Beş taş (aşık) oyunu.
-Çelik
-Çember döndürme
-Çubukla çamur atma
-Deve oyunu
-Domuzcuk
-Evcilik oyunu
-İp atlama
-İp Çekmece
-İstop
-Kartal-karga oyunu
-Kaydırak
-Kırmızı-beyaz oyunu
-Kör ebe
-Mendil Kapmaca
-Misket (bilye, zımzık)
-Ortada sıçan
-Tombili (Tumburlens)
-Topaç (Toka) Çevirme
-Yağ satarım bal satarım
-Yakan topu

Şimdi bu oyunlardan 6tanesinin oynanış şeklini burada belirtelim.

Beş Taş (Aşık)

Karşılıklı 2 kişi tarafından oynanır. Kızlar da erkekler de oynar. Taşlar (5 adet) yere atılır. İlk önce birler oynanır. Birlerde; oyuncu bir taşı baş hizasına kadar havaya atar. Havaya attığı taş yere düşene kadar taşı havaya attığı elle yerden bir taş alıp havaya attığı taşı tutmak zorundadır. Tutamazsa yanar. İkilerde; yine havaya bir taş atıp aynı elle yerden 2 taş almak, üçlerde; üç taş almak, dörtlerde havaya attığı taş yere düşene kadar 4 taşı da almak ve havadan düşen taşı tutmak zorundadır. Daha sonra işaret parmağını (sol el) orta parmağının üstüne koyup yere dayayarak köprü oluşturulur. Sağ elle de bir taş yukarı atılır. 4 taşı da birbirine değmeyecek gibi köprü kurduğu parmaklarına yakın bir yere bırakır. Havaya attığı taş yere düşmeden köprüden bir taşı diğer tarafa geçirir ve yukarıya attığı taşı yere düşmeden tutar. Dört taşı da birer birer diğer tarafa geçirince bu bölüm de bitmiş olur. Şimdi de 5 taşı sağ elle havaya atıp birlerde en az bir taş elinin üstünde kalacak şekilde taşları yakalar, elinin üstündeki (tersindeki) taşı tekrar eliyle yukarı atar ve avucuyla yere düşmeden yakalar. Bu hareket ikilerde 2 taş, üçlerde 3 taş, dörtlerde 4 taş ve beşlerde 5 taş elinin üstünde tutulup avucuyla yakalayacak biçimde devam eder. Elinin üzerinde eksik taş yakalarsa ve avucuyla tutamazsa yanmış olur.

Yukarıdaki tüm bu hareketleri yanmadan yapıp tamamlarsa oyunda başarı sağlamış olur ve rakibine karşı bir oyun ilerde olur.

Aynı oyun koyun, kuzu ve keçilerin ön ayaklarının dizlerinden çıkan aşık kemikleriyle de oynanır. Hatta taştan ziyade aşık kemikleriyle daha fazla oynanmaktadır. Bu nedenle bu oyuna “aşık” oyunu da denmektedir.

Bu oyun evde, sokakta kısacası bir araya gelen iki kişinin ilk öncelikle tercih ettikleri bir oyundur. Tüm çocuklar tarafından bilinir ve oynanır.


Körebe

İyi havalarda dışarıda oynandığı gibi, diğer zamanlarda oda içinde de kız-erkek karışık olarak dört ve daha çok oyuncuyla oynanır. Dışarıda oynanırsa bir daire çizilir ve oyuncular bu dairenin dışına çıkmazlar. Oda içinde oynanırsa odanın dışına çıkılmaz. Ebenin gözleri bağlanır. Diğer oyuncular da kenarlara çekilir veya ortalıkta kaçışır. Ebe bunları gözleri kapalı olduğu halde yakalamaya çalışır. Eğer yakalarsa yakaladığı oyuncuyu gözleri kapalı iken el yordamı ile tanımaya çalışır. Oyuncuyu tanıyabilirse yakalanan ve tanınan oyuncu ebe olur. Tanıyamaz ise eski ebenin gözleri tekrar bağlanır ve oyuna devam edilir.


Kırmızı-Beyaz Oyunu

Kartal-Karga oyununun aynısıdır. Kız ve erkek çocukların birlikte oynadıkları bir oyundur. Oyuncular iki gruba veya kızlar bir tarafa, erkekler bir tarafa ayrılır. Grubun biri beyaz, birisi de kırmızı olur. Ortaya bir daire çizilir. Dairenin yanında bir kişi de hakem olur ve hakem kırmızı beyaz deyince kırmızılar kaçar, beyazlar kovalar ve kırmızıları tutmaya çalışırlar. Tutulanlar oyun dışında kalır. Dairenin içine girenlere dokunulmaz. Daire içinde de uzun süre durulmaz. Kovalayanlar kaçanları bitirince oyuna kovalayanlar kaçarak, kaçanlar kovalayarak devam edilir.


İstop

Üç ve daha çok oyuncuyla kız ve erkek karışık olarak iyi havalarda dışarıda oynanan bir oyundur. Çok oyuncu olursa daha neşeli olur. Her oyuncu kendine bir takma isim bulur veya kendi isimleri ile oynarlar

Ebe olan ortaya geçer ve elinde topu havaya atarak birinin ismini söyler. İsmi söylenen çocuk havaya atılan topu yakalamaya çalışır. Topu tuttuğu anda “İSTOP” der. Bu arada çocuklar uzaklaşabilecekleri kadar uzaklaşırlar. Ancak topu tutan çocuk “İSTOP” dediği anda herkes olduğu yerde kalır. Topu en yakın olana atıp vurmaya çalışır. Duran çocuklar hiç kımıldamazlar Şayet vurursa ebe o çocuk olur ve topu havaya atar. Vuramazsa topu ebe çocuk yine alır ve havaya atarak oyuna devam eder.


Yağ Satarım Bal Satarım

Altı ve daha çok kız-erkek oyuncuyla iyi havalarda dışarıda oynanan bir oyundur. (Yetişkin kadınlar tarafından da oynandığı olur.

Oyuncular daire şeklinde yere oturur ve ebe olan elinin içinde veya cebinde gizlediği mendille birlikte yere daire şeklinde oturmuş oyuncuların arkasında yürümeye başlar. Ebe yürürken yerde oturmuş oyuncular ellerini çırpar, ebe de aşağıdaki tekerlemeyi söyler.

Yağ satarım bal satarım
Ustam ölmüş ben satarım
Ustamın kürkü samurdur samur
Satsam on beş kuruştur kuruş
Zambak zumbak
Dön arkana iyi bak
Zambak zumbak
Dön arkana iyi bak.

Ebe yukarıdaki tekerlemeyi söylerken yere oturmuş oyuncuların etrafında dolaşır ve bu esnada belli etmeden bir oyuncunun arkasına mendili koyar ve hızla koşmaya başlar. Arkasındaki mendili oturan oyuncu fark etmeden ebe daire etrafında bir tur atıp mendili alırsa oturan oyuncuya mendille vurmaya başlar. Vurma işi oyuncuların etrafında bir tur atıp kendi yerine gelinceye kadar devam eder ve ebe o boş yere oturur, arkasındaki mendili fark etmeyen oyuncu ayakta kalır ve ebe olur. Ebe bir oyuncunun arkasına mendili bıraktıktan sonra oyuncu mendili fark ederse mendili aldığı gibi ebeyi kovalamaya ve ona dokunmaya çalışır, dokunursa ebe ebeliğe devam eder, dokunamazsa arkasına mendil konup ta ebeyi kovalamaca sonunda yakalamayıp, ona dokunamayan oyuncu ebe olur.

Oyun esnasında ebenin söylediği diğer tekerleme de şudur.

Yağ satarım bal satarım
Ustam ölmüş kürkünü ben satarım
Alacayla bulacayla
Bir gelin aldım kavgayla
Kömürlük te kömürlük
Hanımlara ömürlük
Zambak zumbak
Dön arkana bak.


Yakan Top

Altı ve daha çok kız-erkek oyuncularla dışarıda ve iyi havalarda büyük bir zevkle oynanan bir oyundur. Oldukça yaygındır.

Karşılıklı iki grup oluşturulur. Voleybol sahası gibi dikdörtgen bir alan çizgiyle belirlenir. Sahanın içine bir grup oyuncu girer, sahanın dışında ve dikdörtgen sahanın kısa çizgilerinin dış yüzüne gelecek şekilde ikinci grup oyuncular sıralanır. Sahanın dışında duran grubun oyuncuları ellerindeki topla sahanın içindeki oyuncuları vurmaya çalışırlar. Vurulan oyuncu dışarı çıkar. Havadan gelen topu vurulmadan tutan oyuncunun bir canı olmuş olur. Birkaç canı olan oyuncu bu canları ister kendi kullanır, isterse dışarı çıkan arkadaşını oyuna alabilir. Oyuncuların tümü vurulup dışarı çıkınca, diğer grup oyuncuları daire içine girer, içerdeki vurulan grup oyuncuları da daire dışına çıkar. Oyun bu şekilde devam eder.



Bu Bölüm İçin Yararlanılan Kişiler ;

AKAY, Ömer; 1984 Dereköy doğumlu,
BULGUR, Serkan; 1985 Şükrü Paşa köyü doğumlu,
DAĞTAŞ, Ercan; 1985 Kırklareli doğumlu,
DEMİRKÖL, Hasibe; 1985 Çağlayık köyü doğumlu,
DUMAN, Rafet; 1931 Dolhan Köyü doğumlu,
KURTULMUŞ, Hasan; 1962 Çengelli Köyü doğumlu.
KURTULMUŞ, Ülbiye; 1962 Karahalil Kasabası doğumlu,
ÖZGEL, Ümit; 1984 Dereköy doğumlu,
TÜRKÜSEV, Vedat; 1985 Karadere Köyü doğumlu,
YESİM, Fehim; 1935 Karahalil Kösabası doğumlu,

Ayrıca; Dolhan Köyü 5.sınıf öğrencilerinden, Paşayeri Köyü 4.ve 5.sınıf öğrencilerinden ve Ürünlü Köyü ilkokulu 3. 4. sınıf öğrencilerden 1996 yılında derlendi.