Türkiye'nin Değerleri Koruma Altında...

Mezar Taşları

Yurdumuzun tapu senetleri sayılan mezar taşlarımız ülkemizin pek çok yerinde olduğu gibi Kırklareli’nde de; belli bir alana yapılan ve bir müze gibi ziyaretçilerini bekleyen mezarlıklarımızın dolması ve yerleşim yeri içinde kalmasıyla şehir dışına yeni mezarlıkların yapılıp, eskilerin koruma altına alınmaması, yerlerine terminal, resmi binalar gibi yapıların yapılması amacıyla yok edilmesi sırasında ortadan kalkmaktadırlar.

Benim Kırklareli mezar taşları konusunda yaptığım araştırmamın amacı; kaybolmakta olan mezar taşlarımız üzerindeki ölen kişinin ölüm hikayesini, geride kalan yakınlarına öğütlerini, bu dünyaya doymamışlığını anlatan yazıları toplayıp derlemek ve böylece gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamaktır. Bu çalışmayla; bu gün mezarlarda, ayak ve başucunda kimlik belgesi gibi taşları bulunan ve toprak altında yatan bu insanların yaşarken bizlere örnek olup yol göstermiş, bizler için uğraşıp-didinmiş ve bizlere maddi ve manevi pek çok şey bırakmış kişiler olduğunu da hatırlamış olmaktayız. İleri yaşlarda ölenlerin gençlere öğütlerinin, genç yaşta ölenlerin dünyaya doymamışlıklarının anlatıldığı Kırklareli mezar taşları yazılarında, ölen kişilerin mesleklerinin belirtilmiş olmasıyla da o dönemde geçerliliğini yitirmeyen mesleklerden de haberdar olmaktayız. Benim yaptığım bu çalışmayla Kırklareli mezarlıklarından 209 adet mezar taşı yazısı derlenmiş, bu taşlardan ilginç olan 10 adet mezar taşı yazısına burada yer verilmiştir.

Yeryüzündeki değişik kültürlerde mezar ve mezar taşı geleneğinin gelişimi kısaca şöyle özetlenebilir.

Ölenin gömüldüğü yer anlamını taşıyan mezarın ortaya çıkışı, insandaki dini inancın doğuşuyla paralellik göstermektedir. Totem inançlarına göre ölüyü gömme gerekliliği insanlarda mezar yapımına sebep olmuştur. Bugün ölü gömme, ölüler için inançlara göre mezar yapma geleneği, bazı değişikliklerle bütün toplumlarda devam etmektedir. Dünyada ilk medeniyetlerin ortaya çıktığı Anadolu, Hint, Çin, İran, Mısır, Mezopotamya bölgesindeki toplumlarda, Sümer, Roma kültürlerinde değişik tipte mezar yapma gelenekleri görülür. Bunlar; Mısır'da piramit, Meksika'da kuyu mezar, Etrüsklerde oda biçimli mezar, Neolitik Çağ'da ortaya çıkan 10 y.y. a kadar görülen ve bir bölgede ortak olarak yer alan İskit ve Sümerlerde gelenekselleşen kurganlar, Trakya Bölgesi'nde M.Ö. 2. y.y ile M.S. 2. y.y. arasında yoğun olarak görülen Traklar'a özgü tümülüsler şeklinde çeşitlendirilebilir. İlimizde 2014 yılı itibariyle koruma altına alınmış 200’ün üzerinde Tümülüs bulunmaktadır.

İslam dini inançlarına göre başlangıçta, insanlar arasındaki maddi durum farkını belli edecek nitelikte gösterişli mezar yapma geleneği yoktu. Ancak sonraları Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde gösterişli, süslü mezarlar yapılmaya başlandı.

Selçuklularda, Osmanlılarda ve diğer Türk topluluklarında mezarlara dikilen taşların, ölenin bağlı bulunduğu sınıfı ve tarikatı simgeler biçimde değişik başlıklarla süslendiği görülmektedir. Bu taşların şekillerinden mezarda yatanın erkek mi, kadın mı olduğu da anlaşılabilirdi.

Mezarlara taş dikme geleneği oldukça eski olup, insanların öldükten sonra dirilip başka bir yerde yaşayacakları inancıyla yakından ilgilidir. İlk mezar taşları, mezarların kutsal sayıldığı, yaşayanların ölenleri ziyaret etmekle görevli olduğu inancının yaygın olduğu dönemlerde ortaya çıkmıştır. Tüm İlkçağ dönemlerinde mezarlara taş dikilir ve bu taşlarda orada yatanın kimliği, başarıları ve önemi yazılırdı. Roma ve Yunan kültürlerinde kahramanlar, dönemin önemli kişileri ve kutsal sayılan kişilerin mezarlarına mezar taşı dikilir ve bu kişilerin kimlikleri ile neden önemli oldukları yazılırdı. Bu eski gelenek daha sonraları tek tanrılı dinlerin ortaya çıkışıyla da devam ederek mezarlara taş dikildi, bu taşlara mezarda yatanın kimliği ve diğer özellikleri yazılmaya devam etti.

İslam dininde başlangıçta mezarlara bu günkü gibi mezar taşı dikme geleneği bulunmazken, ilerleyen yıllarda Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde mezar taşları görülmeye başlar. Tek tanrılı dinlerde mezar taşları genellikle 3 ayrı gurupta toplanabilir. Bunlar;

1. Ermişler için dikilen mezar taşları.
2. Devlet büyükleri ve kahramanlar için dikilen mezar taşları.
3. Tarikatlar tarafından dikilen mezar taşlarıdır.

Bu gelenek İslâm dininde şekilleri ve türleri değişen mezar taşlarının ortaya çıkmasıyla devam etmiştir. Her mezar taşı üzerindeki yazı ve külâhının şekline göre bir sınıfı temsil etmektedir. Tarikatçıların, devlet büyüklerinin ve ilmiye sınıfından olanların mezar taşları birbirinden ayrılmaktadır. Osmanlılarda mezar taşları genellikle mermerden yapılmakta ve ilmiye sınıfına mensup olanların mezar taşlarında genellikle belli biçimde sarık, tarikatçılarda bağlı bulundukları tarikatın sembolü olan külâh, mezar taşının en üstüne dikine bir başlık olarak konmaktaydı. Türk, İran ve Araplarda mezar taşlarına mezarda yatanın kimliğini, mesleğini ve sanatını belirten yazı veya şiir yazma geleneği yaygındır. Anadolu'da mezar taşlarının birer sanat eseri olarak önem kazanması Selçuklularla başlamış Osmanlılarla devam etmiştir.

Kırklareli'ndeki mezar ve mezar taşlarına gelince;

İl ve İlçe Mezarlıkları; belirli bir sınır dahilinde avlu ile çevrilmiş bir alanda yapılmıştır. Bekçisi ve giriş kapısının yanında bekçi odası ile yerden 50-60 cm. yükseklikte musalla taşı bulunmaktadır. Mezarlığın içine yayılmış ve ölen kişilerin yakınları tarafından yapılmış çok sayıda çeşme vardır. Her mezarın yanında ölenin adına yakınları tarafından dikilip büyütülmüş ağaçlar mevcuttur. Tarihi günümüze yaklaşan mezarlarda mermer işçiliği daha gösterişlidir. Aile mezarları yaygındır.

Köy Mezarlıkları; İl ve ilçe mezarlıklarında olduğu gibi bir avlu içinde olup, giriş kapısının yanında musalla taşı bulunur. Mezarlık içinde ölen kişilerin adına yapılan çeşmeler, mezarın başında ağaçlar bulunur. Bekçi bulunmaz. Akrabalar birbirlerine yakın gömülür. Ancak ilginç bir ölü gömme geleneği Babaeski İlçesi Karahalil Belde Mezarlığı’nda bulunur. Burada akrabaların yan yana gömülme geleneği olmayıp ölenler sıra ile gömülür. İl merkezi, ilçeler ve köylerdeki çocuk mezarları genellikle 1 mt. uzunluğunda, 50 cm. genişliğinde, 80 cm. derinliğinde, yetişkinlerin mezarları 2 mt. uzunluğunda, 80 cm. genişliğinde, 1,5 mt. derinliğinde yapılmaktadır.

Şimdi mezar ve mezar taşları ile ilgili yukarıdaki açıklayıcı bilgilerden sonra ilimizden derlenen 209 adet mezar taşı yazısından 20 tanesi burada örnek olarak verilecektir.

Amansız bir dert geldi
Hüdadan çare bulunmadı.
Devir oldum dünyadan
Unutmayın beni hayır duadan.
Raif Taşdemir
D. 1925 - Ö. 1982
(Merkez ilçe Koyunbaba Köyü)


Ana babamın bir evladı iken
Almanya'da giderken işime
Ecel aman vermedi düştü peşime
Trafik kazasında vefat ettim
Doyamadım ana, baba, 3 evladıma ve eşime.
Ahmet Oğlu Ali Başarı Ruhuna Fatiha.
D. 1944 - Ö. 17.5.1974
(Merkez İlçe Dokuzhöyük Köyü)


Ben bir garibim
Yoktur ağlayanım
Ruhuma fatiha
Okuyana minnettarım.
Saime Bayık
D. 1936 - Ö. 25.3.1986
(Babaeski İlçesi Karahalil Kasabası)


Ben bir tomurcuk gül idim
Açmadan soldum.
Genç yaşıma doymadan
Arkadaş kurbanı oldum.
İbrahim Oğlu Sedat Eşiyok
Ruhuna Fatiha.
D. .4.1967 - .12.1986
(Babaeski ilçe merkezi)


Besmele ile çıktım yola
Girdim Alacaoğlu yoluna
Yolda çarpıştık bir kamyonla
Mevlâm sen üçümüzü kayıra
Sadi Demir Ruhuna Fatiha
D. 1955 - Ö. 1977
(Lüleburgaz Çengelli Köyü)


Topraktan almışlar cismimi **
Behiye koymuşlar ismimi
Eğer sağ dönmez ölürsem
Hatıra saklayın resmimi.
Behiye Demir Ruhuna Fatiha
D. 1984 - Ö. 1977
(Lüleburgaz Çengelli Köyü)

Ben babamın oğluyum ***
Hem ilki hem sonuyum
Sünnet olacak seviniyordum
Bir kazada aldı Azrail canımı
Akıttılar yere kanımı.
Fatih Demir
D. 1989 - Ö. 1997
(Lüleburgaz İlçesi Çengelli Köyü)

NOT: *, **, *** işaretli mezar taşlarında belirtilen Fatih Demir ve Behiye Demir kardeş olup, Sadi Demir de babalarıdır. Baba Sadi Demir, oğlu Fatih Demir'e sünnet düğünü yapacaktır. Düğün tarihi konmuş, kızı Behiye Demir ve sünnet olacak Fatih Demir ile birlikte düğün davetiyelerini dağıtırken kendi kullandığı araba ile birlikte kamyon altına girmiş ve üçü de ölmüşlerdir. Lüleburgaz İlçesi Çengelli Köyü aynı zamanda benim de doğup ilkokulu bitirdiğim köy olup, bu kazada ölen baba Sadi Demir benim de arkadaşımdı.


Can Arıkan anısına
Bir mezar çeşmesi oldu gençliğim
Uzanan her taşa doldu gençliğim
İçilen her yudumda anıldı gençliğim
Sulanan her gülde bir tomurcuk
Oldu gençliğim.
Yaş otuzda kahpe bir kurşunla
Son buldu gençliğim.
(Kırklareli merkez Kavaklı Beldesi)


Fatma kulun der ki
Felek beni kul eyledi
Bir garibe eş eyledi
Zevk-ü sefa yaşar iken
Amansız dert kanser
İle ciğerimi dağlayarak
Hayatıma son eyledi
Kabrimi ziyarete gelenler
Unutulmuş bu demesinler
Üç ihlas bir elham
Hediye etsinler.
D. 1.3.1950 - Ö. 23.4.1987
(Babaeski ilçe merkezi)


Genç yaşımda meskan tuttum dağlar başını
Garip anam babam akıtsın akıtsın gözyaşını
Allah'a emanet ettim nazlı eşimi
Ahirete intikalim bir hainin kurşunuyla.
Mahmut oğlu Mehmet Üstünel
Ruhuna Fatiha
D.T. 1934 - Ö.T. 3.8.1965
(Babaeski ilçe merkezi)


Henüz girdim gelin çağına
Hastalık aldı beni ağına
Sarıp ta kefen ak duvağına
Kara toprak aldı kucağına
Ahmet Kızı
(Kırklareli ilçe merkezi)


Hey beni hayal eden dostlarım
Beni hep yanınızda bilin
İstemem yokluğumu hissetmenizi
Toplanınca bir araya
Evlatlarım ve torunlarım
Bir dua da benim için edin.
Rahmi Oğlu Çerkez Ahmet Genç
Ruhuna fatiha D. 1928 - Ö. 9.3.1997
Merkez ilçe Çukurpınar Köyü)


İyi günler gördüm yalan dünyada
Yavrularımla ermiştim murada
Gurbet geldi hasret kattı işime
Isdırapla soldum yetişti ecel
Veda düştü evlatlarıma eşime
Mezarımın üstüne güller dikin
Bülbüller konsun.
Bana bir fatiha okuyun
Ruhum şad olsun
Fahri oğlu İsmail Sezer
D. 15.1.1940 Ö. 13.7.1977
(Kırklareli merkez ilçe İnece Beldesi)


Kabrime bakıp geçme
Hayatta kimseyi incitme
Senin geleceğin yer burası
Hasan ailesi Ayşe Güldağ
Ruhuna Fatiha
D. 1900 - Ö. 13.9.1980
(Babaeski ilçesi Karahalil Beldesi)


Kahpe felek oynadı bana acı bir oyun
Cemi cümle dostlarım hepiniz duyun
Ben doyamadım dünyama bari siz doyun
Turgay yatıyor burada bir Fatiha okuyun.
D. T. 9.5.1955 - Ö.T. 06.03.1967
(Kırklareli ilçe merkezi)


Kim derdi kader böyle yazmış
Gurbet elde eşimi tanıyıp
Yuva kurmak varmış.
Mutlu günler yaşarken
Genç yaşta trafik kazasında kurban olup
2 yavruma doymadan ölmek varmış.
Üzeyir eşi Türkân Berber Ruhuna Fatiha
D. 7.10.1951 - Ö. 28.12.1979
(Babaeski ilçe merkezi)


Naci Üner
D. 15.01.1956 - Ö.17.08.1999
Ruhuna Fatiha
Dediler ki yok baban
Babanı aldı vatan
Meğer burada yatan
Sen misin babacığım.
Kaldın diye göçükte
nnem uğradı derde
Bu tenha yerlerde
Ne işin var babacığım.
(Babaeski ilçe merkezi)


Topçular Köyü eşrafından
Hüseyin Altın
Trafik kazasından öldü
Dünyama doymadan
Ecel benim de kapımı çaldı
3 yavrum, eşim yetim kaldı
Yolunuz düşerse uğrayın mezarıma
Lütfedip okuyunuz
Ruhuma bir fatiha.
D. 1927 - Ö. 30.5.1973
Kofçaz Topçular Köyü)


Yaşım on bire vardı
Tenim toprağa daldı
Dünyaya doyamadım
Kavuşmamız mahşere kaldı.
Ayhan Sezen Ruhuna Fatiha
D. 1967 - Ö. 29.10.1981
(Pınarhisar ilçe merkezi)


Yaşam baharında uçup gittin elimizden
Acı bir türlü çıkmıyor içimizden
Hayat öyle acımasız ki Cengiz'im
Alıp götürdü seni bizden.
(Kırklareli ilçe merkezi)