Türkiye'nin Değerleri Koruma Altında...

Doğum Geleneği

İnsan yaşamında başlıca üç önemli geçiş dönemi vardır. Bunlar doğum, evlenme ve ölümdür. Bu üç devreden doğum ve ölüm devrelerini insan kendi yaşar ama bilemez, anlayamaz. Evlenme devresini ise en iyi şekilde yaşar ve idrak eder.

Bu üç geçiş döneminden ilki olan doğum, ana-baba, yakınları ve komşuları tarafından her zaman mutlu bir olay olarak algılanmıştır. Öyle ya, eve yeni gelen can, ailenin bundan sonraki yaşamına yeni bir şekil verecek ve o ailenin geleceğe daha iyi bakmasını sağlayacaktır. Bu nedenle, yeni doğan çocuğun özenle büyütülmesi, dışarıdan gelebilecek olası kötülüklerden uzak tutulması gerekmektedir. Bu anlayış doğrultusunda çocukla ilgili birtakım adetler de kendiliğinden gelişmekte ve uygulanmaktadır. Şimdi bu adetlerden bazılarını görelim.

Doğum öncesinde;

- Hamile kadın ekşi yerse erkek, tatlı yerse kız çocuğu doğuracağına inanılır.
- Hamile kadının haberi olmadan başı üzerine bir tutam tuz bırakılır. Kadın eğer eli ile ağzına dokunursa kız, burnuna dokunursa erkek çocuk doğuracağına inanılır.
- Hamile kadının karnı sivri olursa erkek, yassı olursa kız çocuğu doğuracağına inanılır.

Gözünü dünyaya yeni açan bir çocuk, vücudunda pişik oluşmaması ve kokmaması için önce tuzlu suyla yıkanır. Yıkanma işlemi tamamlanınca tekrar tuzlanır.

Üç günlük olan çocuk bu zaman zarfında sararırsa, sarı renginin düzelmesi için üç gün süreyle kaldırma denilen yıkama esnasında, yıkandığı suya darı tanesi atılır.

Yeni doğan çocuğa 3 ilâ 7 güne kadar isim verilir. Günümüzde çocuk doğmadan önce anne ve babası tarafından belirlenen isim, imam veya Kur’an okumayı bilen erkek biri tarafından dua okunup çocuğun kulağına üç kere ismi söylenerek isim koyma işlemi tamamlanmaktadır.

1970’li yıllara kadar çocuğun ismini ev içerisinde bulunan büyükler belirler ve 3 ilâ 7 güne kadar yine evdeki büyükler (erkek) tarafından kucağa alınan çocuğa dua okunur ve kulağına üç kere ismi söylenerek isim verme tamamlanırdı.

Doğumdan sonra lohusanın yanında kırk gün süreyle bir kişi durur. Lohusanın yanında duran kişi her ihtimale karşı dışarı çıkarsa diye bir Kuran-ı Kerim, bir süpürge veya bir demir parçası odanın içinde her zaman bulundurulur. Bununla çocuğa cinlerin çarpmasının önlenmiş olacağına inanılır. Çocuk kırk günlük olduğunda tekrar yıkanır ve kırk kaşıklık son durulama suyu ile durulanır. Bu yıkanmaya “kırk çıkarma” veya “kırklanma” denir. Kırkı çıkan çocuk, yakın bir komşuya “Kırk uçurmaya” götürülür. Çocuk, kırkı çıkana kadar olumsuz bir durumla karşılaşmamışsa bundan sonra da karşılaşmayacağına inanılır. Aynı günlerde yakın komşularında veya akraba arasında bir başka çocuk daha dünyaya gelmiş ise kırkları çıkıncaya kadar, her iki çocuk görüştürülmez. Çünkü çocukların kırkı çıkana kadar görüşürler ise birinin büyüyüp diğerinin büyümeyeceğine inanılmaktadır.

Anne sütünün kaçacağına inanıldığından, lohusanın yanında bir başkası süt emzirmez. Tırnak kesimi çocuğun kırkı çıktıktan sonra yapılır. Kesilen tırnak, babasının cebine konur ve karşılığında para alınır. Babadan alınan bu parayla çocuğa bir şeyler alınır.

Çocuk 6 aylık olunca (kız ise) eline kına yakılır. İlk defa ayakta durmaya başlayıp, ilk adımını attığı zaman “tay çöreği” veya “adım çöreği ” ismi altında bir kutlama yapılır. Bu kutlamada, içinde birkaç tanesinde demir para bulunan bir tepsi lokma veya kurabiye pişirilir. Çocuğun ayaklarına kurdele bağlanıp, boş bir yere çıkılarak, mahallenin ufak çocukları toplanır ve belirli bir mesafeden çocuğa doğru koşturulur. Yarışı kazanan çocuğa para veya hediye verilir. İlk kez ayakta duran çocuğun ayaklarındaki kurdele kestirilir. Bundan sonra yapılan lokma veya kurabiyeler, orada toplananlara dağıtılır. İçinde para bulunan lokma veya kurabiye kime düştüyse o çocuğa uygun bir hediye alır (Babaeski İlçesi Karahalil Kasabası).

Adım çöreğinin bir başka uygulanışı da şöyledir. İlk defa ayakta durmaya başlayıp adımını attığı zaman etli pilav yapılır. Adımını atmaya başlayan küçük çocuğun iki ayağı bir kurdele ile bağlanarak, köy halkının Cuma namazı kıldığı caminin kapısının önüne getirilir. Cuma namazından çıkan ilk kişiye bu kurdele kestirilir. Camiden çıkan herkese önceden yapılmış olan etli pilav dağıtılır. (Kırklareli Merkez İlçe Armağan Köyü)

Dede, nine, büyükanne, büyükbaba gibi büyüklerle birlikte yaşayan ailelerde, 1970’li yıllara kadar çocuğun anne ve babası büyüklerin yanında çocuğuna fazla ilgi gösteremez, sevincini aşırı olarak belirtemezken, bu gün bu sakınma neredeyse hiç görülmemektedir. (Lüleburgaz İlçesi Çengelli Köyü)